O Kim?

Betül Yergök’ü yakından tanımalısınız. Onun karşınıza çıkaran serüveni nedir?

 1984 yılında Adana’da doğan Betül Yergök, 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanmış, 2006 yılında mezun olarak avukatlık meslek hayatına atılmıştır. Serbest olarak yürüttüğü meslek hayatı içerisinde 5,5 yıl kadar bir süre zarfında özel eğitim kurumlarında Hukuk ve kapsamlı iletişim eğitimleri vermiş, daha çok hayatı anlatmayı tercih etmiştir. İlkokul yıllarından bu yana şiir, öykü, hikaye gibi yazı çalışmaları ve aldığı ödüller olmuştur.

Yazdığı hikayelerden çok yaşadığı hikayesi zaten birden fazla kitaba sığmayacak kadar dolu dolu olduğundan ve bir süre sonra varlığı bununla dolduğundan 2017 yılında yemek yemeden, su içmeden aralıksız içindeki denizi dökmeye başlamış ve haftalar geçtikten sonra editör dostlarının “E Sen kitap yazmışsın” sözüyle aydınlanmıştır. O zaman sadece içindeki denizi dışarı çıkarmak ile koyulduğu yolda ilk defa kitap olacak kadar seri ve uzun bir yazmanın ilhamına erişmişti. Herkes ondan ilk kitabı beklerken, o ilk kitabı yayına sürmek için inceleyemeyecek kadar ilham akışındaydı ve ikinci kitabı yazmaya başlamıştı.

İkinci kitabının son perdesine geldiği sırada serüveni onu Mentalizasyon ile tanıştırmış ve baş göz etmişti. Bu seferde kitabın sonu kalmış, o kollarını sıvayıp Mentalizasyon için kollarını sıvamıştı.

Yaşadığı hikayenin son üç yılında meditasyonlar ile kendini kontrol etmeye ve güçlendirmeye çalışırken, odaklanma ve yoğunlaşmalar ile daha farklı bir gelişim içine girmişti. Spritüel konulara karşı uzak ve soğuk olsa da bireyin öz benliğine erişmesine insani bur algoritma ile açıklama getirerek, özüne doğru yolculuğa çıkmıştı. Bu süreçte Accsess Bars, EFT, Şamballa gibi seans ve Yöntemleri öğrenmiş, öz benliğe erişmek üzere onlarca kitap ve belgesel üzerine araştırmalar yapmıştır.

Onda kimsede görmediğiniz en yegane şey ise şu olacaktır: Serüvenini yaşarken anlamıştı ki her bir birçok bilinen ve denenen yöntemde standart bir ritüel oluyor ve bu aynılığın uygulandığı her bireyin sorunu, ruhu ve aradığı ise birbirinden tamamen ayrı oluyordu. O, kendi arayışında tam bu tespitin yarattığı tatminsizliğine düşmüştü. Ayrıca bu standart uygulamalar kişinin ihtiyaç sebebiyle başvurmasına dair ruh haline geçici bir rahatlama getiriyordu. Bu şifalanma insanın sıkışmış ruhunda olağan bir sonuç olmakla, etkisi gelip geçici olarak kalıyordu. Yani kimsenin öz ruhunu ortaya çıkarmadığı gibi, köklü bir değişim ya da tam bir yeniden yaratım yapamıyordu. O yüzden Mentalizasyon çalışmasını oluştururken yeryüzünde denenmiş bütün yöntemlerden tılsımlar almış, başvuranın şifalanmasının yanısıra ve öncelikle kişinin öz ruhuna erişimini sağlamak, içsesini duymasını ve benliğiyle yola devam etmesini imkan haline getirmek ve bir de kapıdan çıkıp evine gittikten sonra bir takım sözleri söyleyerek telkin yöntemiyle değil birebir iç dünyasına yüklenmiş inançlar ve yeni kodlamalar sayesinde kendiliğinden sürekli şifalanma ve kendi kendine yetebilme ve çözebilme yetilerine erişilmesi planlanmıştır. Çokça yöntemin harmanlandığı Mentalizasyonu yaratırken en çok da her bir yolcunun yolunun da yola dair seans ve yöntemlerinin kendine münhasır olması üzerine projelendirme yapmıştı. Her yolcu için apayrı geliştireceği yöntemleri olacaktı.

O, zaten durugörü, durusezi, durubiliş, duruişit yetenekleri sayesinde geçmiş-gelecek ve şimdiye dair alan dolaşma, enerji okuma, kısmen geleceği görme, olacakların mesajını alma, isterse görebilme yeteneklerine ulaşmıştı. Yolcu ne derse desin o, o yolcunun gideceği yolu ve çakıl taşlarını görebilecek ve söyleyebilecekti.